26 Şubat 2013 Salı

Yves Rocher Kayısılı Peeling-Nem Maskesi

Commage Gourmand peau éctante radiant skib scrub gibi uzun, lezzetli, cezbedici bir ismi olan bu meşhur peelingimizi ben sevmedim, sevemedim. İçinde "apricot kernel grains" olduğunu iddia ediyor ama ben çağla kokusu alamıyorum :) Pek doğal bir ürün değil, parabenler ve alkol, sitrik asit gibi koruyucular içeriyor. Yoğun bir krem yapısının içinde dağılmış "bence" çok sert tanecikler içeriyor, kivi tohumu gibi.. Bu yüzden ben pek rahat kullanamıyorum. Clinique 7 Day Scrub gibi, ince ama yoğun tanecikleri kullanmak daha az hasar veriyor bence cilde. Çünkü bunu her noktaya ulaştırmak için daha fazla ovalamanız gerekiyor ve cildi çizme riski artıyor. Beğeniyle kullanan çok kişi olsa da benim hassas cildime pek uymadı.. Loreal ped ile yüzümü yıkadıktan sonra uyguladım, cildimi yumuşattı ama ped'in de yumuşatma etkisi olduğu için tam etkisini göremedim.
Fiyatı 16.90 ve 50 ml'lik bir ürün, bence indirimliyken denemek daha mantıklı..

Doğum günü indirimimle aldığım diğer ürün Cool Moisture Mask idi. Diğerinin aksine bu ürünü çok beğendim, tüm cilt tipleri için sadece 3 dakikalık maskeler, sloganıyla üretilmiş sanırım 2 ya da 3 çeşidi var. Ben canlandırıcı nem maskesini seçtim, çünkü şimdiye kadar Clinique, kil maskesi, Neutrogena gibi kurutucu maskeler kullanmıştım ama cildim karmalığını terk etti kuru-karma hatta, kuruya doğru gidiyor, hatta bu kış hepimiz öyleyiz sanki :) Geçen ay cilt bakımı yaptırdım ve orada nem maskesi kullanılmasına önce biraz şaşırsam da yüzümün maskeyi tamamen emdiğini görünce dank etti! Bu maskeyi birkaç kullanımla bile sevdim, üzüm suyu ve üre içeriyor ve diğer ürün gibi parabenler :s Zaten kullanım ömrü 6 ay olan bu ürünler parabensiz bozuluyor mu gerçekten? :s
3 dakikalık kolay uygulaması önemli bir avantaj, fazla kaçma akneye sebep olma ihtimalini de azaltmış oluyor. Ben ince bir kat halinde uyguluyorum fazlasına cesaret etmedim henüz :) Soğutucu bir etkisini hissetmedim ama neme doymuş cildin farkını fondöten sürerken hemen görebiliyorsunuz zaten.. Peelingden sonra uygulayabilirsiniz. Yıkayıp temizledikten sonra hafif bir nemlendirici sürmeyi unutmayın :)
Doğal bal bulursanız, gül suyu ile biraz kıvamını açarak da doğal bir nem maskesi elde etmiş olursunuz.. Pekçok ünlü makyajdan yorulan ciltlerine bal maskesi yapıyor. Şekersiz bal bulabilirsek tabii :) 

25 Şubat 2013 Pazartesi

Yol Çizgilerinin Anlamları

Eveeettt trafik dersine devam etmek isteyenler parmak kaldırsın! :)
Geçen gün trafikte seyrederken, ilk zamanlar endişe ettiğim "acaba ben bu çizginin ne tarafındayım, şeridi tutturabiliyor muyum?" falan gibi konuları düşündüm. Belki hala düşünenler vardır diye paylaşmak istedim. 
Öncelikle çizgilerin anlamını bilmek ve şerit takibi çok önemlidir. Yani çizgileri ortalayıp yolun ortasından gidemezsiniz, İstanbul trafiğinde bu zaten pek mümkün değildir ama olsun yazımız genel amaçlı bir yazı :) Ya sol şeride ait olacaksınız ya orta şeride. Bulunduğunuz yol en az iki şeritse, sol şerit "sollama şerididir" eğer yavaş seyrediyorsanız mümkün olduğunca bu şeridi tıkamamanız gerekiyor, çünkü sollama adı üzerinde soldan yapılır, sizi sağınızdan geçmeye çalışan bir araç daha fazla tehlike yaratır.. Bu ve bahsedeceğim konulara ülkemizde pek riayet edilmese de kazaların önüne geçmek için herkesi uyaralım.. 

İlk bahsedeceğim, çift yönlü yollarda bulunan bir tarafı kesikli, bir tarafı devamlı çizgiler. Önce, çift yönlü yol nedir? Ortasında refüj bulunmayan, gidiş geliş şeklinde, sokak arası, şehirler arası gibi trafiğin karşı şeridine geçip sollama yapabileceğiniz yollardır.. Bu şekilde bir tarafta kesikli çizgi varsa, yol genellikle virajlıdır ve görüş alanı kesikli çizginin olduğu gidiş yönü için uygundur. Dolayısıyla yalnızca kesikli çizginin olduğu taraf, yani bu çizimde sağ gidiş yönü, sollama yapabilir, karşı yöne geçebilir!  


Sadece bir tane kesikli çizgi varsa tabii ki karşı yönden gelen araç da sizin şeridinize girebilir, böyle yollarda ekstra dikkatli olunmalı.. Ülkemizde polislerin en çok dikkat ettiği çizgi türü bunlardır, ceza yazmalık çizgi ihlalidir.. Tek kesikli çizgi aynı zamanda gidiş ya da geliş yönünde şeritleri ayırmak için de kullanılır. Örneğin, bulvarlarda kavşağa yaklaştığınızda şerit ihlali yapamazsınız! Şehirler arası yolda 150, şehir içinde 30 m önce, doğru şeride girmelisiniz, kavşak içinde şerit değiştirme hatasından kaza yaparsanız kusurlu taraf siz olursunuz.. İşte bu sebeple, şeritler arasındaki kesik çizgi, kavşak içinde devamlı çizgiye dönüşür..


 Bu iki çizgi aynı anlama gelir, devamlı iki düz beyaz çizgi ya da düz kalın sarı çizgi, bölünmüş karayolu demektir! Yani refüj ya da herhangi bir şekilde bariyer yoksa bile, varmış gibi düşünmeniz gereken yollara bölünmüş karayolu denir. Ve bu çizgileri hiçbir şekilde ihlal etmemeniz gerekir.. Otoban kenarlarında, çift yönlü yollarda bulunan düz beyaz çizgileri hiçbir zaman gözardı etmeyin, bkz; emniyet şeritleri.. Ama bu çift çizgi ve sarı çizgi azami dikkat gerektirir. Refüj yapılamayacak kadar dar yollarda kullanılır genelde. Aslında bakarsanız bizim ülkemiz dışında refüjlü bulvarlara sahip pek ülke yoktur herhalde :) Çünkü tüm trafik kurallarını bilir, uygular ve uygulatırlar!

Bunların dışında yolun içinde hız sınırları yazabilir, sola-sağa yol ayrımının yaklaştığını gösteren oklar olur, otoban gişelerine yaklaşırken "yavaşla" ibareleri olur, trafik kavramı içindeki tüm levha, ışıklandırmalar gibi bu yazı ve işaretlere de dikkat ediyoruz :)
Ve son olarak, trafiğin her noktasında yayaların geçiş üstünlüğü olduğunu hatırlatıp kaçıyorum :) Bir yayaya çarptığınızda sizi kurtaracak iyi bir avukat bulabilirsiniz ama unutmayınız ki "yaya yolu" dışında bile öncelik yayalara aittir. Ve evet o, yaya geçidi değil yaya yoludur :)

22 Şubat 2013 Cuma

Stok Dosyası: El Kremlerim

Evvela mahsus, gözlerinizden öperim :) Biliyorsunuz ben bir ara bir yerlerde bir yazı dizisi başlatacağımı söylemiştim fakat stokladığım ürünler içinde sadece butter ve vücut losyonlarımdan bahsetmiştim. Başıma çok ilginç olaylar gelmeye hızla devam ettiği için, blogla ilgili yazmak istediğim şeyleri ya da bu tip ürün tanıtımlarını unutuyorum :( 
Ama çok hoş bir şey oldu yine bir çekiliş kazandım, üstelik şu anda kullandığım Avene kremlerinden birini de içeren bir seti Bakımlı Blog dermobakim.com vasıtasıyla kazanmış oldum. Elimdeki diğer ürünlerle birlikte, Avene ve Jane Iradele ürünlerinden de geldikleri zaman tekrar bahsedeceğim..
(Favorilerim kalın harfle yazılanlar)
Bugünün konusu el kremlerine geçersek; fotoğrafın solunda bildiğimiz gibi yoğun yapılı el kremleri var. Arkada yalnızca XXL yazısı görünen krem Avon'un gliserin vs içerikli fazla iddialı bir el ve tırnak kremi ama ben nefret ediyorum hem biraz yapış yapış hem de çok ağır kokuyor. Eylül ayında aldım ama kadının stokladığı bir ürün müydü bilmiyorum, tarihte göremedim..
Neyse, illa böyle silikon yapılı yoğun bir krem kullanacaksam tercihim her zaman Neutrogena olur.. Fotoğrafları uzun süre önce çektim, içerikleri çok hatırlamıyorum, paraben içeriklerini tekrar eklerim yazıya. Ama memnun olduklarımdan bahsedeyim, Neutrogena'nın buradaki versiyonları parfümlü ve parfümsüz ama fark etmez her türlü kullanırım :) Yoğun olmasına rağmen, az alıp yedirince bence rahat emiliyor.. Abartınca da fazla yapış yapış.. Paraben, dimethicone falan içeriğiyle bir daha alınmayacak..
Isana kremlerden, en çok Q10'li olanı sevdim, sanırım güneş koruması da içeriyordu. Sunshine kiss, sınırlı üretim birçok kişi bahsetti yapısı gayet hafif ama çiçeksi kokusunu pek sevmedim, ot gibi kokuyor sanki..Emilimi hızlı, nemlendirmesi başarılı ve nispeten kalıcı..
Aloe veralı kremler arasında ise favorim Watson's'larda satılan Beauty Formulas. Watson's'taki ürünler genelde Çin malı oluyor ve paraben içeriyor o yüzden duş jeli gibi ürünlerine çok güvenemediğim için almadım, bu ürünü de yanık sonrası oluşan alerjim için saf aloe vera ararken almıştım ve İngiltere üretimi. Isana versiyonunda yaprak ekstresi kullanılmış sanırım. Beauty Formulas ise %50 Aloe vera yaprağından elde edilen su içeriyor.  Hafif yapılarını seviyorum, yumuş yumuş oluyor ellerim :) Bu kadar çok ürünü önüme alıp içerik yazsam çok mu tuhaf olur, iyi mi olurdu bilemedim? :)
İçlerinde kokusunu en çok sevmediğim ürün Dalan krem oldu! Herkesin bayıldığı bu kremin kokusu bana çok ağır geliyor.. Nefesi kendine zor yeten ve küçücük burunlu bir insan olarak nasıl bu kadar hassasım bilemiyorum ama herkesin bayıldığı Pastel ruj, Max Factor Creme Puff gibi ürünleri kokusundan dolayı kullanamıyorum. (Sevgiler Tannesi :))
Yanlışkla fotoğraf giren SmartWash arkadaşı Gratis indiriminde muhtemelen el kremi diye sattılar ve ben hala öyle sanıyordum :) Duş jeliymiş.. Sonraki yazının konusu oldu, Balayına götürülesi arkadaşlardan olacak..
Vee bu bebekler de kavanozdaki ürünlerim... Dört tanesi stok, diğerleri kullanımda ve evin her yerindeler.
İlk ürün Oriflame Volare vücut losyonu, 2. adım seti olarak, parfüm ve deodorantı ile birlikte 10 liraya geliyor, tabi bunun için 150 lira civarında iki kez sipariş vermeniz gerek. Bunu açmaya henüz cesaret edemedim, parfümden çok ağır kokular yükseliyor zira ama kuzenimin eşine almıştım o seviyormuş.
Wellness Beauty, aslında haliyle butter konusuna girmeliydi ama TBS'nin büyüsüne karıştırmadım bile :) Daha önce bahsetmiştim butter dan çok sabun gibi macun gibi bir kıvamı var :s Bitirmek üzere anneme devrettim, kokusu çok güzeldi fakat zor dağıtılıyor ve emiliyor.
Yeşil kutudaki Vaseline, losyon kıvamında çok hafif, çok başarılı bir ürün. Vaseline'in vücut losyonlarını da almak istiyorum ama ahh o içerik.. 
Dove vücut kremi, bizim evde hep el kremi olarak geçmiştir niyeyse.. Ailecek bitirme ödevine koydum kendisini..
Doa Melisa kremi hiç sevmiyorum.. Vücut kremi olmak için küçük bence, yapısı hafif gibi ama sabun kokuyor. Kullanırken buram buram kimyasalı vücuda boca etmek gibi geliyor. Vücutta nemlendirmesi biraz yetersiz bence o yüzden ellerime kullanıyorum arada. Doa'ya şirket politikası olarak çok saygı duyuyorum, ilk açıldıkları zamanlar alışveriş yapmıştım ama kullandığım ürünler pek tatmin etmedi beni.. Ayrıca erguvan tohumlarım da çimlenmedi çok kırgınım yani :))
Dermokil ile ilgili bir başka yazımda bahsetmiştim, kullandıklarım içinde tek memnun kaldığım ürünü bu krem.. Birkaç kez deneyip stoğa kaldırdım. Sanırım yüz kremi sipariş etmiştim, kalmadığı için bu yollanmıştı. Gayet yumuşatıyor..
Petek ürünleri sanırım genel olarak güzelmiş, yine ailecek kullanılacak hafif kokulu güzel bir losyon..
Vee tabii ki favorim Gratis'in gözbebekleri bu miniler :) Body Care&SPA, aslında kayısılı olduğu iddia edilen kremin buram buram Gucci Rush koktuğunu tekrar söylememe gerek var mı? Küçük görünselerde bana az bir miktarı yetiyor, hemen emiliyor. Yastık altı ürünlerimden :)
Göze çok görünüyorlar ama ablamın ellerinde çok sorun yaşadık, o yüzden bir yıldır evin her yerindeler.. Ablam, eğitilebilir engelli kendi işlerini görebiliyor ama her şeyi kendi aklına taktığı şekilde yapar. Ve ellerinde çatlama ve kabuklanmaya kadar varan hasarın nedeni ellerini iyi durulamamasıymış. Günün dersini alalım, duşta ve lavaboda sabun ve şampuandan iyice arınıyoruz, hani şu kireçsiz, ilaçsız muhteşem sularımızla..