29 Nisan 2013 Pazartesi

Avene Cleanance Lotion Toner


Tanıştırayım, hayatımın toniği Avene Cleanance Lotion-Toner.. Bu toniği Su tavsiye etmişti, o zamandan beri aklımdaydı. 3-4 aydır kullanıyorum, bir tonikten ne kadar memnun olunabilirse o kadar memnunum..
Avene ürünleri termal su içeriyor bildiğiniz gibi, bu tonik de çok iyi arındırmasına rağmen diğer tonikler gibi sert değil. Hassas ciltler için çok uygun, zaten cilt hassasiyeti olanlar üzerinde denenmiş, hipoalerjenik ve komedonlara neden olmuyor.. 
Çift fazlı bir tonik, pudra fazı matlaştırıyor ve fazla sebumu alıyor. Fakat çalkalayıp sürdüğünüzde yüzünüzde beyaz pudralı bir görüntü olmuyor, gayet saydam.
Ben bu toniği göz çevremde ve hatta göz kapağımda kullandım. İnanılmaz yumuşak bir yapısı var asla cildimi yakmadı, bildiğiniz gözüme tonik sürdüm yani :)
Bioderma H2O'dan sonra kullanıyorum ve o temizliyor sandığımız H2O'dan sonra hala arındıracak bir şeyler buluyor.. Temizlikten sonra nemlendirici kullanmasam bile cildimi gerip kurutmuyor, içeriğindeki yüksek termal su sayesinde nemlendiriyor. Zaten kullandığım Avene nemlendiricim de bu amaca hizmet ediyor, akne tedavisi altındaki ciltlerin nem dengesini sağlıyor.. 
Karma ve yağlı ciltlerin kesinlikle çok seveceği bir tonik... Fiyatı normalde 45 lira civarında ama şu anda birçok sitede indirim var 35 lira civarında gördüm..
Tüm Avene ürünleri kilitli kapaklara sahip, ürünü ilk sizin açtığınızdan emin olabiliyorsunuz. Bu ürünün de kapağı çevrilerek açılıyor ve fazlasını tekrar kutunun içine damlatacak şekilde akıyor..
Bu da çalkalanmış hali..
İçeriğinin üzerinde etiket var sadece salisilik asiti görebildim..
DSLR makinayla camın önünde çektiğim fotoğrafların bu kadar karanlık çıkmasına bir anlam getiremeyerek bu yazıyı sonlandırırım efendim :)

27 Nisan 2013 Cumartesi

Down Under Natural's Argan Oil Adana Lansmanı


Nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemiyorum. Öncelikle başlıkta kullandım ama "lansman, event" gibi tanımlamalardan hiç hoşnut değilim.. Bu yüzden tanıtım diyeceğim.
Facebookta ve  Aysel'in blogunda Adana'da bir tanıtım kahvaltısı yapacaklarını öğrendiğimde çok sevinmiştim, daha sonra beni twitterdan da bulup iletişim kurmak istediklerini söylediklerinde daha da mutlu oldum çünkü firmalarla bir iletişimim yok, onların Adanalı blog yazarlarını arayıp bulma çabalarına hayran kaldım. Çünkü amaçları ürün tanıtımından çok, blog yazarlarıyla tanışmak ve sıcak bir iletişim kurmak. Ankara tanıtımında da böyle yapmışlar..
Tanıtımı dikkatle dinledim, aklıma takılan tüm saçma sorularımı sordum rahatladım :) Çift fazlı sıvı saç kremini kolumuzda denedik ve saç ürününün cildimiz tarafından emilebileceğine şaşkınlıkla baktım.. Çünkü kullandığım diğer markalardan vardığım sonuç, saç tellerimi kaygan bir maddeyle kaplayıp, fiziksel bir tarama kolaylığı sağlamasaydı.. Konuşmalarımızda en çok üzerinde durulan konu nemlendirme oldu.. Saçınız yağlıysa bile saç kremi kullanmalıymışsınız. Ben de çok nadir saç kremi kullanırdım ve saçlarımı tarayamadığım için sıvı saç kremine yönelirdim.. Fakat Down Under Argan Oil serisindeki saç ve vücut ürünlerinin tamamı gerçekten gerçek Argan Yağı içeriyor ve yüksek e vitamini içeriğiyle hem nemlendirme hem cildi yenileme özelliği varmış. Bu amaçla cildim için buğday ve kayısı yağı kullanıyorum ama argan yağı işine hiç bulaşmamıştım çünkü ülkemizde gerçeğini bulabileceğimi düşünmüyordum. Geçen hafta başka bir markadan da aldım bildiğiniz gibi hepsini deneyince onunla ilgili de yazarım belki.
Daha önce Nude şampuan ve saç kreminin seyahat boyunu denemiştim. Bu konuda çok soru alıyorlarmış. "Hani bu SLS içermiyordu?" gibi.. Latincesini şimdi çıkartamayacağım ama sodyum larul sülfa asetat içeriyormuş kısaltmaları aynıymış. Yani ya bitkisel kaynaklı ya da doğaya zarar vermeden çözünen SLS kullanılıyor ama sanırım bu sadece Nude için geçerli.

Bana en acayip gelen bilgi ise şu oldu "Down Under" Yeni Zelendalı ve Avustralyalılar için kullanılan bir kelimeymiş. Hayvanlar üzerinde deney yapmayan, geri dönüşümlü ambalaj kullanan, doğaya saygılı bir markaya en çok yakışacak isim herhalde :) Aborjin'lere saygılar, bir telepatiye geçsek de benim saç dökülmesine bir el atsak? :))
İnce telli saçlarıma, alttan çıkan minik saçlarım da eşlik edince kabarma potansiyeline en yakın aday bendim, saç serumunu saçlarımın bir yarısına sürerek canlı deney yaptık :) Kullanımları konusunda da aydınlandık, sıvı saç kremini saçlar nemliyken, serumu kuruya yakınken sürebiliyormuşuz. Ben sıvı saç kremini kuruyken de kullanıyordum en iyisi nemliyken sıkıp, geniş dişli tarakla taramakmış ben de hep açma tarağı kullanıyorum zaten. Sık dişli tarak koparak dökülmenin en büyük nedenlerinden.. Saçlarınız çok kuruysa serumu haftada 2-3 kez kullanabilirsiniz. Ve Adana gibi sıcak bir memlekete gelince, sıvı saç kremini çantanızdan eksik etmeyin, yaz sonunda saçlarınızın denizden, klordan, güneşten yıpranmadığını göreceksiniz dediler :) Zaten denizden çıkınca hemen duş alıyorum, artık bu ürünü de kullanacağım..
Bütün bunları bize anlatan pazarlama müdürü Arzu Hanım, hasta olmasına ve çok zor konuşmasına rağmen büyük bir heyecanla ve "bunların hepsi benim çocuklarım" edasıyla tanıtıma devam etti. Ona ayrıca teşekkür ederim, çok yoğun bir programları var ve bir hayli yorduk..
Bu seri Türkiye için özel olarak Selen Hanım'ın isteği ile hazırlanmış. Argan yağını pekçok marka bir şekilde kullanıyor ya da kullandığını iddia ediyor fakat koparak kırılmalara karşı tüm saç tipleri için komple bir seri olmadığını görmüşler. Ve bu seriye yine ülkemizde fazla olmayan vücut ürünleri eklemişler. Hani o set halinde 50 liraya satılan vücut ürünleri var ya, hah işte yalan onlar, internette ararsanız içinde argan yağı yok :)
Saç bakım serisi, Şampuan, Saç kremi, Saç maskesi, Serum, Sıvı saç kreminden oluşuyor. 
Saç maskesi ilk 60 saniyede maksimum etkiyi gösteriyor. Duşta canı sıkılan ve saç maskesini asla üstünde yazan süre kadar bekleyemeyenler için tasarlanmış :) Bu süreden daha uzun da bekleyebiliyorsunuz tabii. Yine tüm seri sıvı keratin içeriyor.
Son damlasına kadar kullanabilin diye klasik şampuan şişelerinden vazgeçilip, tüp ambalajda satışa sunulmuş tüm ürünler.
Vücut ürünleri serisi de losyon ve vücut şampuanından oluşuyor. Tüm ciltleri için yoğun nemlendirici bakım olarak tasarlanmış. Yine içinde e vitamini takviyesi var, argan yağı ve papatya ekstresi içeriyor yani rahatlatıcı, sakinleştirici :)
Bu seriyi kullanmaya başlayıp etkilerini paylaşacağım ama Selen ve Arzu Hanım'a tek bir yazıyla teşekkür etmek istedim. Çünkü tüm Watson's ve Gratis'lere gidip, eğitimlerini kendileri veriyor, markanın tüm iletişim kaynağı kendileri. Açıkçası Selen Kozmetik organizasyonuna giderken Selen'in bizzat kendini görmeyi beklemiyordum :)
Ürünleri nerede bulabilecekleri konusunda çok soru alıyorlarmış, öncelikle talep çok olduğu için bulabileceğiniz mağazalarda da tüm seriyi bulamayabilirsiniz ama Gratis, Watson's dışında şehrinizin büyük kozmetik mağazalarında da varlar, örneğin Adana'da Platin'de.. Sitelerini incelemenizi tavsiye ederim, Watson's'lara özel olarak getirdikleri Live Clean markalarını da denemek istiyorum, daha önce böyle bir markanın varlığı dikkatimi çekmemişti, cahil ben :)
Ve en yeni bebekleri olan Argan yağı başta olmak üzere pekçok yağ içeren bakım yağını da ilk deneyenlerden olduk, müthiş bir kokusu vardı..























Pemne Dünyamm, Turbo-beauty Lover, Selen Hanım, Arzu Hanım, 7-24 Makyaj, 1 Makyaj 1 Bakım 
Şeklinde bir ekiptik :))
Evet en sağdaki tipsiz benim :) Aref gibi havada oturuyorum :D Fotoğrafa sinema efekti verince anneannenizin  hayaleti gibi olmuşum evet fark ettim :))

Bu tanıtımdan çıkardığım sonuçlar
Her şeyin başı nem..
Saç kremi kullan!
Seri paraben içermiyor
Down Under markası hayvanlar üzerinde test edilmiyor
Köpürmeden temizleyen şampuan doğaldır, candır :)
Bu seri öyle mi henüz denemedim ama Nude için köpürmüyor diyorlarmış, köpürtmek için daha fazla kullanmayın onu öyle sevin :)
Kara Gül dizisine de sponsorlar izleyelim, izletelim :))
Hepinize sevgiler..

25 Nisan 2013 Perşembe

Kısa Günün Cicileri

Ben sussam, fotoğraflar konuşsa olmuyor di mi? Çok fena çenem düşmüş durumda, yarım gün içinde anlatacak çok şey biriktirdim ama dünyanın bütün yükünü yüklemişler gibi kolum, kanadım bükük yine :))
Ama azmettim iki yazı halinde paylaşacağım tüm dertlerimi :) 
Öncelikle bu sabah Down Under Naturals'ın Argan Oil serisinin, tanıtımı için Selen Kozmetik tarafından bir kahvaltıda tanışmaya davetliydik.. Bu benim için çok mutluluk vericiydi, çünkü bir firma blog yazarlarıyla bire bir iletişim kuruyor, ajans kullanmadan kapınıza bir kargoyla ürün göndermeden, uzun uzun ürünlerini anlatıyor. Detayları sonraki yazımda paylaşacağım, sadece burada teşekkür etmek istiyorum Ankara, İstanbul dışındaki insanları da ciddiye alıp Adana'da bir lansman düzenledikleri için :)
*Türkiye turları devam ediyor, Gratis ve Watson's'lara eğitim veriyorlar sanırım ama blogger etkinliği programları için facebook hesaplarını takip edebilirsiniz..
Bugün, eve elleri kolları dolu gelen babaları gibi döndüm. Bunlardan ilki Selen Kozmetik'in bizim için hazırladığı paketti. Argan Oil serisinin saç ve vücut ürünleri vardı pakedimizde ama seri halinde kullanmaya başlamadan saç serumu ve yeni çıkan çok amaçlı bakım yağlarını da almak istiyorum. İlk biz denedik sanırım, muhteşem kokuyordu, içindeki yağları hatırlamıyorum bile jojoba, argan falan çoklar yani :)
 Çatlayan, patlayan stoklarım nedeniyle bu yavruları biraz bekleteceğim ya da dayanamam kullanırım, karar veremedim :)
Kahvaltı mekanımız NorthShield'dı ve yanında Sephora olunca kaçınılmaz olarak çıkar çıkmaz Sephora'ya daldık. Ve ilk gördüğüm görevliye Urban Decay Primer Potion sordum. (Parfüm gösterdi!? Sonra sanırım mağaza müdürü bulup verdi :))
Ay acaba pahalı mı falan diye düşünürken, Too Faced markasının Adana'ya hiç gelmediğini ve Türkiye piyasasından onun da çekileceğini öğrenmiştim. Ürün geleceğine, marka çekiliyor 5. sınıf insan muamelesine devam.. Bir daha bulur muyum bulamaz mıyım diyerek hiç düşünmeden far bazının üzerine atladım. 

Sephora bana şaşırtıcı dozda numune verdi! Yardım şişe Sephora makyaj bazım oldu :) Benden önce kasadaki teyze testerlar işime yaramıyor diyince görevli hepsini bana verdi, üstüne yenilerini de ekledi, haliyle bakakaldım :) Evet, alışverişten çok verilen hediyelere sevinen saftiriklerdenim :)) 
Too faced isteğim özellikle de Glitter glue hala devam etse de UD her türlü başımın tacı :) Kendisine 48.90 lira ödedim. Toplu bir alışverişte çok gibi görünebilir ama Essence I love stage sürdüğümün beşinci saniyesinde çizgilendiği için mecburen verdim bu parayı...
Ve son olarak, Adana blogger buluşmasında, kargo gecikmesi nedeniyle alamadığımız Durance hediye paketini Emine verdi bugün :) İçinde tam boy  lip balm var, oldukça kalın yapılı, vereceği etkiyi merakla bekliyorum.. Lavanta keselerini zaten çok severim, Durance'ın bu torbaları dahi organik olunca beni benden alıyor bu marka.. 
Tüm tipsizliğime rağmen Selen Kozmetik fotoğraflarını ve detayları en kısa sürede paylaşacağım ;) 

23 Nisan 2013 Salı

Rimmel Stay Matte Fondöten ve Watson's İsyanı..

Yine biraz çemkirdim sadece ürün yorumu için, en alta inebilirsiniz..
 Benim günlerim gayet karanlık geçse de blog renklensin dedim :) Değişik fonlarda fotoğraf çekiyorum hatta Canon 550'yi çıkarmaya üşenip, kompakt makinayla çekerek en tembel blog ödülüne adayım :)
Ürün tanıtımı yapmak konusunda da bir o kadar üşengeç olduğum için, e madem o kadar alışverişi yapıyorsun bir uçtan yaz dedim kendime..
Bugünün konusu pudrasını çok sevdiğimiz Rimmel Stay Matte serisinin fondöteni. Aslında siyah ambalajlı seriden istiyordum ama saçma bir şekilde İngiltere'de üretilen bu markanın renk skalası çok koyu başlıyor.. Benim kullandığım 100 ivory rengi de en açık renk olmasına rağmen biraz koyu, ölü makyajlar yapmamak için gayet ideal aslında..
Gayet kompakt bir ambalajı var, ince, küçük, hafif, plastik her yere götürmelik :) Ucu daralan vidalı kapak olduğu için gayet az miktarda alabiliyorsunuz. Ve birazdan göreceğiniz gibi yapısı gayet yoğun olduğu için Maybelline fondöten gibi her yerlere akmıyor.. Fakat en sinir olduğum konu şu ki Watson's çalışanları bu ürünlerin orijinallerini kullanmakta hiçbir sakınca görmüyor! Bu fondöteni aldığımda diğer Rimmel ürünleri gibi koruma bandı yoktu, kapağı açılmayacak şekilde ince bir alarm bandı yapıştırılmıştı. Eve gelip açtığımda şişenin neredeyse bir parmak eksik olduğunu gördüm.. Tester niyetine kullanılmış resmen! Aynı alışverişte aldığım Maybelline maskaranın da koruma bandı açılıp aynı şekilde alarmlanmış. Bir dahaki gidişimde söylediğimde ise "bir şey olmaz maskaraları açıyorlar ama kesinlikle göze sürülmemiştir" !? Nereden biliyorsun yanında mıydın? Yanındaysan niye açtırdın? Adana Optimum Watsons's da ojelerin başında bekleyen bir güvenlikçi teyze var, görünce gayet korkuyorum, insana hırsız gibi hissettiriyor buna karşılık kendi çalışanları örneğin bronzerın rengini göstermek için orijinal ürünü açıp parmaklayabiliyor.. Yani iki liralık ojenin başında bekleyeceklerine orijinal ürünleri korursalar vatana millete daha hayırlı olur... 

Dağıtılmadan önce orta yoğunlukta bir yapısı var, akışkan değil çok katı da değil.
Dağıtırken ise çok geniş bir alana yayılıyor... Bu yüzden ıslak sünger ya da stipple fırça ile uygulamazsam yüzüme fazla geliyor ve pudralaşıyor. Pudrayı fazla kaçırmaktan daha kötü bir görünüm oluyor.. Bu tip fazla kaçırma durumları için fondötenden sonra Jane Iradele spreyimi kullanıyorum bu görünüm biraz hafifliyor.
Bir damla ürün bileğimde 10 cm'lik kısmı kaplamaya yetti.. Gördüğünüz gibi tamamen bütünleşmiş gibi duruyor ama yüzüme uyguladığımda uzaktan duruşu çok güzel olsa da yakından bakıldığında yukarıda bahsettiğim gibi pütürlü bir pudra görünümü oluşuyor. Kapatıcılığı uygulama stilinize göre değişiyor ama stipple fırçayla pıtpıtlayarak bile gayet kapatıcı şekilde uygulanıyor..
Evet mat olması itibariyle yağlı ciltlere çok uygun ama yağlı cilt eşittir pütürlü, akneli, gözenekli cilt yani çoğu zaman sorunlu cilt.. Yüzünüzde kusur yok ama yağlıysa çok beğeneceğiniz bir fondöten fakat ben kuru karma olarak çok zor kullanıyorum..
12 saate kadar parlamayı önlediğini vaaddediyor, serinin pudrasıyla sabitlendiğinde bence başarır bunu :) Kısmen bitkisel içeriğe sahip, 18 ay kullanım ömrü var.. Fiyatı 12,99 sanırım ama bildiğiniz gibi güzide indirim günlerinde ikincisi %50 kampanyasına giriyor Rimmel markası..

23 Nisan 1920 ruhunu tüm engellemelere rağmen ayakta tutan Cumhuriyet'in aydınlık dimağlarına selam olsun!

22 Nisan 2013 Pazartesi

15. Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'ne Genel Bakış

15. Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali'nin son bir haftasına girdik.. Ve ben yalnızca iki oyun izleyebildim. Kalan son dört oyunu puflardan izlemek üzere tiyatroya gidebilirim yine de.
Büyük bir emekle organizasyonu tamamlanan bu festivale çok değer veriyorum. Çünkü Adana'ya yetecek kadar büyük bir sahnemiz yok, ilgi çok yoğun, bilet bulunamıyor ve uluslararası festival olduğu için, bugüne kadar gerçekten çok önemli tiyatro topluluklarını getirmeyi başardılar.. Bu bağlamda Adana Devlet Tiyatroları'nın emekçi oyuncu ve idarecilerine bir kez daha teşekkürlerimi sunarım..
İlk izlediğim oyun Hürrem Sultan'dı, Ankara Devlet Tiyatrosu'nun oyunu, Sinan Pekinton gibi tanıdığımız oyuncular vardı. Şehzade Mustafa'nın idamına giden olayları anlatıyor. Ben bu oyunu baştan sona beğenemedim.. Çocuk piyesi gibiydi, tempoyu yükseltmek için bağırıp durdular, tamperamanı yükseltmek bu değil bence.. Dizi sayesinde tarihi bilgisi olmayanlar bile konuyu az çok bilince, her cümlede Mustafa'ya pusu kurduklarına vurgu yapılması da metnin, gereksiz cümlelerle dolu olduğunun göstergesiydi. İşimiz gücümüz var Mustafa'yı asın da gidelim modunda izledim.. Tiyatro'nun beni heyecanlandırmasını ve içine çekmesini bekliyorum, bu noktada göz teması ve ses oyunları izleyiciyi etkilemek açısından önemliyken, oyunun tamamında sahneye arkasını dönmüş padişahın önünde el pençe divan duran oyuncular, sahne gerisinde oynanan, sesi duyulmayan sahneler alabildiğine saçma ve anlamsızdı..
Bu cumartesi ise Ben Feuerbach oyununu izledim. Yine tanıdığımız bildiğimiz Yalan Dünya'nın oyuncusu Hakan Meriçliler'in neredeyse tek kişilik oyunydu diyebilirim.. 7 yıl akıl hastanesinde yatıp, oyunculuğa yeniden başlayan ve toy bir oyuncu gibi role kabul edilmek için yönetmenin karşısında, seçmelere katılmak zorunda olan çılgın birini oynuyordu. Aslında sağlam bir metni olmasına rağmen çok sıkıcıydı.. İlk 10 dakika falan ışıkların yakılmasını bekliyor, bir salon insanla birlikte karanlıktayız, inanılmaz klostrofobik bir durumdu, ben rahatsız olmadım ama sinir krizi geçirsen geçirilir yani.. Oyunculuğun geri planını gözler önüne sermesi bakımından güzel detaylar içeriyordu. Örneğin, İtalyanca konuşup, aslında bu dili hiç bilmediğini ama bir oyunda oynadığını, kelimelerin ona bir şey ifade etmediğini, bir nesne gibi gördüğünü söylüyor. Tiyatro sanat yönetmenlerinin, oyuncuları sallamayışı, provaları sürekli erteleyip oyuncuları bir hafta beklettikten sonra, şurada duygu eksik diyip gittikleri-gibi şeyleri vurguluyordu.
Sahneye bir ara Golden Retriever cinsi köpek geliyor, köpek Hakan Bey'in bağrışmalarından korkup havladı birkaç kez, o bile bana daha eğlenceli geldi :) Yine de sahne ve kurgusuyla izlediğim değişik oyunlardan biri oldu. Sevgilim son anda beni ekip gelmediği için sinirliydim, çok konsantre olamadım ama yine de tavsiye ederim, turnede denk gelirseniz ya da Trabzon'daysanız.. Nitekim Trabzon devlet tiyatrosunun oyunuymuş :)  (25 Nisan'da Sabancı Üniversitesinde)
Kalan dört oyun ve kapanış törenlerine de yakın illerdeyseniz mutlaka gelin derim. Kapanış gösterisi çok eğlenceli oluyor :)
Muhtemelen artık bilet bulamazsınız ama 25-26 Nisan'da Kral Lear oyunu İstanbul Aya İrini'de olacakmış!
Açılış gösterisi

Taş Köprü Etkinlikleri
Hmm bu yıl kapanış gösterileri değişmiş.. İstila gösterisi 30 Nisan Pazar günü Atatürk Parkı'ndan başlayıp Gar meydanında devam edecek! 

Geçen yıllardaki kapanış gösterisi şöyleydi mutlaka izleyin.. :) (Adana değil, topluluğun başka bir yerdeki aynı gösterisi)

21 Nisan 2013 Pazar

Avon temsilciliği ve Katalog 4 Alışverişi

 Etrafımda avon satan kimse olmadığı için hem ürünleri alamıyor hem de temsilci olamıyordum. Oriflame'de çok kolay temsilci olunuyor ama Avon'un saçma sistemi yüzünden uzunca süre erteledim. Sözleşme imzalamanız ve adres bildirimi için fatura falan vermeniz gerek. Neyse sonunda temsilci oldum, tahmin ettiğim gibi beni yönlendirdikleri kadın sürekli arıyor!
Avon ürünlerini ve kalitesini pek bilmiyorum, hayvan deneyleri olayına rağmen bloglarda sık gördüğüm ürünleri denemek istedim. Argan yağı serisinde çok iyi bir indirim vardı, zaten bu tip markaların normal fiyatlarını çok saçma bulurum.. Vereceğim fiyatlar temsilci fiyatları, katalog üzerinden %25 indirimli yani.. Argan yağlı maske 5.10, şampuan 2.70, serum 5,70 liraya gelmiş oldu.. Hacim şampuanı da 2,70 idi.
Bioderma sebium global'den bile fayda göremeyince Avon'dan bir ürün denemek istedim, clearskin professional serisinden cilt yüzeyi pürüzlerini giderip sebum dengesi kurmayı hedefleyen bir losyon aldım, ilk intiba olarak bölgesel uygulamayıp tüm yüzümde kullanmama rağmen kurutmadığı için beğendim.. Fiyatı 7,87 katalogda 10 liraydı ve bu yeni katalogda da aynı olması lazım.. 
20. yıla özel Anew serisinin kremleri 20 liraydı, nemlendiriciye doyduğum için serum aldım, 15 liraya geldi henüz denemedim ama elimde sadece bimden aldığım var, ondan iyidir herhalde :))
Vücut losyonlarını pek sevmedim, metil paraben içeriyor, gayet hızlı emiliyor, orta derecede nemlendiriyor ama kokuları pek başarılı değil.. Ne çilek kokuyor ne de beyaz çikolata çözemedim.. Çilekli 4,90 almond oil 3,90...
Alışverişimin en önemli nedeni parfümlerdi, Perceive liseden beri çok sevdiğim denk geldikçe aldığım bir parfümdü ve uzun zamandır kullanmamıştım. Bir alana bir bedava olduğu için toplamda 60 ml parfüme 22,42 lira ödedim ve büyük boyundan çok daha ucuza geldi. Yeni katalogda orijinal boyu 27 lira.
Pur Blanca ile ilgili bir kuyruk acım var, o yüzden aldım :) Kokusu pek hatırladığım gibi değil, daha güzel hatırlıyordum ve sanırım alkol oranı yüksek bir iki fısla hemen azaldı. Bunda da roll-on kampanyası vardı, parfüm17,17 liraya roll-on 0,75'e geldi. Sahte parfüme göre her şekilde tercih edilir.. Gördüğünüz gibi gayet liseli kız alışverişi oldu ama parfüme 200-300 liralar ödemeye henüz bünyem hazır değil :)
Kampanya bitmesine rağmen bu yazının nedeni şudur ki Avon'un yeni ürün çıkardığını duyduysanız ve %50 indirimdeyse bir sonraki katalogu beklemeden alın.. Perfect kiss de tanıtım fiyatını aşmaya başladı... Peach peck rengini şeftali ve satin yapılı diye umarak aldım ama parlak bir görünümü var, peçeteyle fazlasını alınca gayet doğal bir renk oluyor. Yumuşak bir sürümü var, tadını ve kokusunu sevmeyenler olsa da ben bu seriyi sevdim, kremamsı bir kokusu var bence, kimyasaldan iyidir.. Temsilci fiyatı ile 10,50 ye geldi ve Glimmerstick asansörlü dudak kalemi hediyeliydi, kalan renkler pek başarılı değildi ben Terracotta'yı seçtim, orta bir toprak tonu diyebiliriz.. Ve bu katalog döneminde bu seride indirim yok 20 küsur lira.. Hiçbir şekilde değmeyeceği gibi, yeni mat seriler var onlar denenebilir ama ben daha fazla ruj almamak için kendimi zorluyorum!
Kampanyalarına göre gidecek olursak aldığıma pişman olduğum tek ürün kalem ruj oldu.. Ambalajı çok dandik bir plastik, asansörü boşta dönüyor. Başıma geleceği bile bile sonuna kadar açtım ve geri girerken kırıldı. 6-7 cm ya var ya yok.. Bebek pembesi seçtim "Gone pink" şu anda buzdolabında olduğu için sadece kutsusunu çektim, ne saçma di mi!? Ama tavsiye edebilirim, lip butter gibi yumuşak bir uygulaması yok ama çok doğal duruyor.. Ve oje kampanyası vardı "bikini" rengi color trend oje 1,50 ye geldi. Bu ojeyi de sevmedim ilk katta çok ince ama ikinci katı sürerken kalın bir yapısı varmış gibi oluyor çok örtücü değil. İndirimsiz 10 liraya hakkedecek bir oje hiç değil..

Israrla mercan çıktı, ama şeker pembesi-mercan, hatta pembe ağırlıklı şeftali diyebilirim.. 
*Bu şeftali tanımlamasına da acayip ayarım, şeftali koyu sarı değil mi yahu? Kabuğu da bizim tanımladığımız renkten daha kırmızı ve koyu. Neyse biz ona şeftali demeye devam edelim :)))

Sanırım yine çok uzun bir yazı oldu.. Oriflame ve Avon karşılaştırması olan bir yazı da hazırlayacağım, şimdilik söyleyebileceklerim üyelik için 1 lira ödedim ve 85 liradan sonraki alışverişler için kargo 1 lira, oriflame'de bu daha da fazla.. Kadının aramaları şimdilik son bulduğu için temsilcilikten ve ürünlerden şimdilik memnunum.. 


17 Nisan 2013 Çarşamba

Tchibo Yenidoğana Hediye Alışverişi

Mart ve nisan ayları sülalemiz bebeklerinin, doğum günleri açısından çok zengin :) Bir miniğimiz daha eklenip dayımın kızı olunca, ona Tchibo'dan hediyeler seçtim. Doğum günleri kapsamında çokça bebek-çocuk alışverişi yaptım, dolayısıyla "anneeee nolur bunu götürmeyelim bana kalsın" diye zırlıyorum :D Ama tabii ki bu ciciler, ben onlara dokunup, iç edemeden online olarak alındı ve yollandı..
 17-23 Nisan arasında 3 al 2 öde kampanyası var, bu yüzden gayet uygun oldu fiyatları. Yukarıdaki pijama takımını yaz sonuna doğru giyinir diye düşünerek aldım bu yüzden 74/80 cm seçtim. Aslında bebek bedenlerinden hiç anlamam, nasılsa büyüyecekler diye büyük alarak geleneklerimize sadık kalıyorum :) Bu takımın fiyatı 36,95 lira.
 Çift taraflı kullanılabilen nevresim takımı seçtim. Diğer yüzü pembe kırmızı olunca tam kız rengi oldu :)
Ayrıca bu ürünler %50 organik pamuk, %50 pamuk kumaştan yapılıyor. 34,95 fiyatıyla bedavaya gelen ürünümüz bu oldu..

Bu tulumlar dörtlü set halinde, diğer iki desenin görseli yok sitede. Bunları biraz daha küçük seçtim 62/68 cm yine de yenidoğana göre büyük ama bizim sıpa da çok küçük doğmamış zaten :)
Bu set de 39,95. 
4,95 kargo ile beraber 81,85 tuttu, biraz daha zorlayıp ücretsiz kargo yapabilirmişim :)) Fatura ve teslimat adresini farklı seçebiliyorsunuz. Yalnız ödemede sorun çıkarttı site, 2 kartla 3 kez denememe rağmen hata verdi, sonra hiçbir şeyi değiştirmediğim halde çat diye kabul etti siparişi..
Böyle pembe pembe gördükçe içim gidiyor, evlenmeyi falan bekleyemiyorum, şimdiden sipariş versek 40 hafta sonra gelse ya! =)

10 Nisan 2013 Çarşamba

2. Doa Fiyaskosu...

Yenilen pehlivan güreşe doymaz arkadaş... 8 Mart alışverişim diğer arkadaşlara nazaran birkaç gün daha erken ulaşmıştı ama siparişim eksikti ve aldığım lavanta suyunun pompası çalışmıyordu, kendilerine bildirdim ve yenisini yollayacaklarını söylediler. Sonra birkaç hafta ses çıkmadı.. Yollamayacaklar herhalde, bari bir şeyler alayım da beraber gelsin dedim 1 sabun 1 pompa için bunları aldım :s
Keratinli maskeyi hala deneyemedim ama acayip övülüyor bu yüzden bir tane daha aldım. Folyoyla sarıp fönle ısıtanlar falan varmış, yapılandırma işlemine böyle bir yaklaşım karşısında saygıyla eğiliyorum.. Kadınlar kulübü okuyunca insan çıldırabiliyor..
Kargolardaki gecikme ve karışıklığın sebebi cenazeleriymiş, bu sebeple çok üstlerine gelindiğini düşündüm (ben dahil) madem bir alışveriş daha yapıyorum şu şampuana da bir şans daha vereyim dedim, çünkü geçen yıl aldığım saçlarımı keçe gibi yapmıştı ve kötü koktuğu için atmıştım. O seride sorun olduğunu söylediler.. Nitekim saç bakım yağından sonra uygulamama rağmen bu yeni şampuanla da sonuç aynı! Fiyaskonun dikalası da burada aslında, şampuan yarım şişe geldi! Gördüğünüz gibi paketleme gayet iyi, ağzı bantla yapıştırılmış ve koliye akma olmamıştı. Banyoya götürüp duş jeliyle yan yana koyduğumda şampuanın etiket seviyesinden daha aşağıda olduğunu gördüm üstelik şampuan gramajlarını düşürüp, fiyatları yükseltmelerini ürünlerin doğal olduğuna ve çabuk bozulduğuna bağlıyorlar.. Gramaj azalıp, fiyat artıyor? Ambalaj üzerinde ve sitelerinde 250 ml olan bir ürün nasıl eksik geliyor anlayabilmiş değilim.. 
Yaseminli duş jeli fena değildi, sandal ağacı olanını denemek istedim ama çok korkunç kokuyor! Bu koku konusunda da anlaşabilmiş değiliz Doa'yla.. Geçen alışverişimde aldığım tüm yağlar aynı renk ve yoğunlukta ve kokusuz. Çekirdekten elde edilen yağların kokusuz olduğunu, Türk milletinin yağların kokusu olduğuna inandığını söylediler.. Başka marka kıyaslamasına girmeden en basitinden tahinin üzerine çıkan yağ bildiğimiz susam yağı, en azından onun müthiş kokusuyla kıyaslayabiliriz? 
Bu yağlar da herhangi bir sorun yoksa bile tarım bakanlığı onayları olup olmadığını sorduğumda da bir yanıt vermediler. Nitekim ambalajlar üzerinde bir ibare yok, fakat aşağıda yayınlayacaklarıma göre, izin olmalı ve ambalaj üzerinde yer almalı..
Daha önce de yazdığım gibi Doa'nın şirket politikasını destekliyorum ama doğal gibi gösterilen çoğunlukla işe yaramayan ürünleri olduğunu ve bunu yaparken "Doğaya saygı" adı altında şirin görünmeye çalıştıklarını da ne yazık ki düşünmekten kendimi alamıyorum..   

EK-1

Gıda ve Gıda İle Temas Eden Madde ve Malzemeleri Üreten İş Kolları

   G39 - İçme amaçlı doğal bitkileri işleyen, aromatik yağ üreten iş yerleri,

 Gıda ile Temas Eden Madde ve Malzemeler İçin
 Üretim İzni Başvurusu 

       a) Dilekçe,
b) Çalışma izni ve gıda sicili belgesi sureti,
c) Sorumlu yöneticinin noter onaylı sözleşmesi, diploma örneği ve söz konusu iş yerinde sorumlu yönetici olarak çalıştığına dair meslek odasından alacağı belge (meslek odası olmayanlardan  istenmeyecektir),
d) Marka tescil belgesi (marka adı yazılabilmesi için Türk Patent Enstitüsü’ne başvurduğuna dair belge ve emtia listesi),
e) Üretim teknolojisi, üretim akış şeması,
f) Üretilecek maddenin hangi gıda (katı-sıvı-gıda) ile temasta kullanılacağına dair bilgi,
g) Ham maddenin ticarî ve kimyasal adı,
h) Katkı maddesi kullanılacak ise kullanım amacı ve  yüzde miktarı,
i) Boyar madde uygulaması yapılacaksa kullanılan boyaların ticarî ve kimyasal adı ile uluslar arası                                       indeks numarası ayrıca, masterback boyada yüzde miktar ve taşıyıcısı,

     Dış ambalâj etiket örneğinde en az aşağıdaki bilgiler bulunacaktır :
Ürünün ticarî ve kimyasal adı :
Üretim tarihi  :
Ambalâj içindeki ürün miktarı :
Parti ve seri numarası :
Üretildiği firma adı ve adresi :
Depolama koşulları :
"Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın ............... tarih ve ......... sayılı izni ile üretilmiştir.”
ifadesi
  

Doa'nın facebook sayfasından gelip de bu yazıyı görme ihtimali olanlara;
Ürünü ben almışım, ben memnun kalmamışım, ben sorun yaşamışım, benim kafama sorular takılmış sana ne? Sen ürünlerle çok mutluysan bana ne?
Bakanlık onayı arıyorsak burada işimiz neymiş? Nerede arayalım? Şans oyunları bayiisine kupon yatırmaya mı gidelim? 
Sitedeki bilgiler yeterliymiş. Evet pekçok firmada olmadığı kadar bilgi var ama yabancı siteler de şirket politikalarını, ürünleriyle ilgili bilgilerini, bloglarını, hayvanlara bakış açılarını paylaşıyor. O markalar için de Türkiye'de bir muhattap bulursam, sitede bulamadığım aklıma takılan durumu sorarım.. Siz, saç maskesini sürüp kafamda kaç gün bekleteyim gibi şeyler sorarsanız benim de bunu bilmeye hakkım var en yüksek müsadelerinizle...
Gelmiş nelerden memnun olduğunuzu yazıyorsunuz, ben alışveriş yapıcam bi el atın da liste oluşturalım diyen yok zaten orada...

Mado Kamera Görüntüleri

Mado web sayfasından bir açıklama ile beraber güvenlik kamerası görüntülerini paylaşmış. 
İzleyince siz ne düşünürsünüz bilmiyorum ama benim gördüğüm dışarıda bir koşuşturma varken, o sokağa açılan cam kapı kapatılmış ve dükkanın içinde bulunan insanlar mutfak katına indirilip limon dağıtılmış ve anladığım kadarıyla tahliyeleri de bu kattan yapılmış. İstanbul'u hiç bilmeyen biri olarak ben bu tespitte bulundum..
Hiç de öyle sokaktan geçen eylemciye yardım ediyor tavırları yok. Gayet kendi müşterilerinin ve kendilerinin güvenliği için kapıları kapatıp, yine müşterilerine yardım etmişler... Zaten masumsalar ve sanatçılara su satmayı reddetmeseler neden böyle bir şey gündeme gelsin?
Ayrıca o twitter hesabı kurumsal değilmiş. O olay zaten saçmalamanın dibiydi ama hala Mado'yu aklamıyor bu durum.. Hatta daha vahimi, Mado bile bu kadar gündemde yer bulurken, her fırsatta öğrenciyi, kadını, kızı, bebekleri, devrimciyi, öğretmeni, işçiyi, emekliyi, hakkını arayanı hedef alan "orantısız güç" ve polis nefretinden kimseler bahsetmiyor.. Bu ülkede polis kime hizmet ediyor? Trafik polisi bile ceza kotasını doldurmak için devriye gezip park cezası yazıyor, en hızlanabilecekleri noktalara radar koyuyor.. Hiçbir şey bu ülke vatandaşının güvenliği ve geleceği için değil yani..

9 Nisan 2013 Salı

Mim: Mimin de hayırlısı

Bir yerlerde mimlenmiştim ama neydi ki o? Derken, Biricit'in blogunda buldum kendimi :) 28 Şubat'ta yani doğum günümde mimlemiş beni, doğum günümde evde boş boş oturduğum için yoğunluktan aklımdan çıkmış! :D
1. En son kime yalan söyledin, neden?
1 Nisan'da sevgilime yalan söyledim. Yüzünü bile göremiyorum diye cırlamış ayrılmıştım ama yine çok yoğun çalıştığı için sallamadı beni. Haliyle 1 nisan şakam elimde patladı :))
Bunun dışında da aileye pembe hikayeler, işi düşünce arayan arkadaşa "şu anda cehennemin dibindeyim gelemem" gibi yalanlarım olmuş olabilir :)

2. Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun.
Ey Seçil titre ve kendine gel.. Hayata dön, kitap oku, zayıfla, mutlu ol falan...

3. Şu an istediğin işi mi yapıyorsun?
Şu anda yatıştayım ama her klasik mühendislik öğrencisi gibi öğrencilik hayatım "nerden düştüm laayynn ben buraya!" şeklinde geçti.. Kendimi biraz toparlayıp, bir işe yarama çabası gösterirsem mutlu olabilecek bir çalışma alanı yaratacak kadar geniş bir meslek makina mühendisliği. O yüzden mutluluk zorlanabilir yani ;)

4. Mutlu musun?
Asla!

5. Keşke....
Yaşamın geri alma tuşu olsaydı.. Tee ilkokula geri dönüp, beni her gün döven manyak hocamın olmadığı bir okula gitseydim..

6. Sence ideal eş nasıl olmalı?
Her şeyi önce kendisi için değil ailesi için düşünmeli ve istemeli.. Ve beni iyi tanıyıp tepkilerimi, isteklerimi, hislerimi bilmeli..

7. Nerede yaşıyorsun ve ömrünü nerede geçirmek istiyorsun?
Adana'da yaşıyorum. Trafikte kelle koltukta gitmeyeceğim sakin bir yerde yaşamak istiyorum. Bahçeli ev istiyorum. Tiyatro, opera, bale, Gratis, Rossmann, BBW falan da olsun ama! Hayale gel..

8. Korkuların neler?
Hayatımın değişmeyi bırak bundan daha kötüye gitmesinden korkuyorum.. Bir de ani seslerden!

9. Seni en çok ne mutlu eder?
Çay, çikolata, peynir, ekmek, domates, zeytin gibi basit şeylerin yanında bir yudum sevgi... Sevgili elimi tutsun, gözlerime baksın ve o anda bana yalan söylemeyen, beni koşulsuz seven birinin varlığını hissedeyim..

10. Hayatında en çok utandığın an?
En çok olanını buradan yazamiyciiim.. Genel de komik olaylar, düşmeler falan için utanmam ama yanımda benim arkadaşım olan ya da ailemden biri boşboğazlık yapar ya da saçmalarsa utanırım :s

11. Kendinde en sevmediğin özellik?
İnsanlara çok fazla inanıyorum.. Hatta bu özelliğimi bilip zaman zaman hikayeler uydurarak kandıran çok oluyor! :s Acıma, üzüntü, kıskanma, sahiplenme gibi duygularımı da fazla abartıyorum..
Kendimden bahseden bilmem kaçıncı mimden sonra, bu da benim size blogda ilk fotoğrafım olsun :)
Bebiş severken :)
Ben de bu kapsamda eğer hala yapmamışlarsa ya da yapmak isterlerse Begüm'ü, Güzellik Gerçekleri'ni, Nilgün'ü, Weba'cığımı mimledim gitti :)

Madoyu Boykot Ediyorum!

Maraş katliamı zihniyetinin yobazlığını bugün hala sürdüren Mado Dondurmaları, Emek Sineması direnişinde, orantısız güç kullanan polis karşısında yaralanan, fenalaşan sanatçılara su satmayı reddedip, dükkandan çıkarınca büyük tepki toplamıştı. Twitter hesaplarına yoğun saldırı oldu, hesapları kapandı, sanırım web sayfalarına da Redhack saldırdı. Hemen yeni bir hesap açmışlar, zerre kadar utanmadan terörist ve anarşistlere meydan vermeyiz diyorlar!! Terörist, sizin alevileri yakan atalarınızdır!! Tepki gösteren insanlara, bir su vermediniz diyenlere "karadut bilmem neyimiz var onu denediniz mi?" diye dalga geçiyorlar!! 
Bir daha asla gelmem diyenlere "eksik kalın" diye yanıt veriyorlar! Mesele sadece oradaki protestoculara su vermemek değil, hizmet verdikleri HALKI aşağılıyorlar!! Siz bu halkı hafife alamazsınız efendi! Darbelerden sinmiş, korkmuş hiçbir şeye sesini çıkarmayan insanlar yok artık. Belki herkes meydanlara inecek kadar, hakkını arayacak kadar, tarihinin, sinemasının yıkılmasınının karşısında duracak kadar cesur değil ama DONDURMA YEMEZSEK ÖLMEYİZ!! Ehh serbest piyasa ekonomisi koşulları içinde de dükkanlarınızın kapısından adımımızı atmazsak, tanıdığımız hiç kimseyi oraya sokmazsak yine kaybeden biz olmayız herhalde? Bugün bir yandan başbakana yalakalık tweeti atarken bir yandan da Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın fotoğrafını koyup 'ışığını özledik' yazmışlar! Onun ışığı sizin karanlık zihniyetlerinizi bile aydınlatmaya yetmedi!! Katıldığınız yemek yarışmalarının haberlerini siteye koyup "bakııın biz sporun ve müspet sanatın yanındayız" demekle olmuyor o işler!! Nedir müspet size göre? Sinemayı, tiyatroyu ahlaksız mı buluyorsunuz? Voleybolcuları haşamayla oynatarak mı yanlarında olacaksınız? Işığını özlediğiniz Atatürk'ün sözlerini hatırlatarak, dondurma yemezsek ölmeyiz ama sanatsız kalırsak hayat damarlarımızdan biri kopmuştur diyorum başka da bir şey demiyorum!
Ben kendi adıma, hayatım boyunca bir daha gitmem, gitmeyeceğim! Zaten kurtlanmış bozuk çikolata satan ve bunları eritip pastalarda, waffle sosunda kullanan bir marka dondurmanın tanrısını yapsa işim olmaz!!..

Maraş

Mim: Stok Sorunu!

Bugün çekilişinden bahsettiğim sevgili Gülbeşeker, stoğunu göster miminde beni mimlemişti, birçok blog mimlendi zaten. Ben bu fotoğrafları bir süre önce çekmiştim ve ürünlerden kısa kısa bahseden yazılar hazırlamaya başlamıştım ama çok kafam karıştı "ben bunu sevmiş miydim yaa" falan diye.. Zaten sevsem bu kadar çok ürün birikmezdi elimde.. Özellikle cilt bakımı konusunda çok maymun iştahlı görünebilirim çünkü cildim çok sorunlu, kafasına göre takılıyor.. Eskiden satıcı kızların her söylediğine inanan salak kafam yüzünden de ürünlerden çok şey bekliyorum, bir işe yaramadıklarını görünce bir kenara atıp yeni yelkenlere yelken açıyordum ve sonuç budur..
Her türlü cins olduğum için kirpiklerim de cins, Bioderma bile kesmedi beni.. Çift fazlılardan Loreal ve Yves Rocher ancak temizliyor.. Ayrıca The Balm'ınkini de beğenmedim yapış yapış :s RDL ve Neutregena da atılacak artık.. 
Bunlar da makyajımı temizlemek için kullandığım diğer arkadaşlar. Artık genelde Bioderma Sensibio H2O ile cilt makyajımı temizliyorum banyoda da odamda da elimin altında bu tip şeyler var. Garnier süt ve göz makyajı temizleyiciyi denemek için almıştım gayet memnunum. Temizleme mendillerinden de Divinia'dan memnunum, Cala'dan daha iyi temizliyor gibi ama mendili küçük ve daha pahalıya geliyor..
Bu yavrulara bir de çekilişten kazandığım Bioderma gel eklendi, artık onun jelatinini bile açmadım.. Clinique o kadar uzun süre kullandım ki artık etki etmiyor, fırçalar için kullanıyorum. Loreal'den çok memnunum pad'i sayesinde pürüzsüz bir his bırakıyor.. ROC ykm kızı ısrarıyla.. Fena değil, ama bence gereksiz pahalı bir marka, içeriği bir hayli atıp tutuyor ama toniğiyle kullandım pek etkisini görmedim.. Avene gayet yumuşacık yapılı herbi şeyi termal su içeriyor zaten, hastasıyım :) Babor'u bitirmeye çalışıyorum tonikli sıvı bir kıvamda, mentollü gibi ferah bir his bırakıyor ama delicesine temizlediğini düşünmüyorum. Bu da lazerci teyze kazığı.. Zaten gitmiyorum artık oraya, lazerden çok Babora para döktüm!
Nivea üçü bir arada şeysini pek sevmedim maske olarak bekletince cildimi yakıyor, peeling olarak kullanıp üstüne maske olarak bekletilmez yani.. Duşta bitirmeye çalıştım bitmedi de bitmedi... 
Olay etkisiz eleman zaten.. Diğerleri stok ben de bilmiyorum :) Çekilişle size gelebilir :)
Gizem videosunda bahsedince bu toniği %30 civarında indirimle aldım, daha sonra serinin kalkacağını öğrendim gece ve gündüz nemlendiricisini de %50 indirimle almış oldum. Aslında benim cilt tipime uygun değil diye düşünüyordum ama karma cildin hatta yağlı cildin bile nemlendiren toniklere ihtiyacı olduğunu öğrendim..  Ben yine de fotoğrafta gördüğünüz gibi gayet sert tonikler kullanıyorum, yves rocher'i arada fıslatıp nemlendiriyorum.. Pure system fazla atıp tutuyor, gözenekleri küçültümüyormuş, akneleri kurutuyormuş falan.. Sürülmüyor bile! Jel kıvamında bu yüzden lokal olarak uyguluyorum. En beğendiğim Avene'nin toniği yine, yazısını hazırlayacağım. Göz altına bile gelse yakmıyor, muhteşem temizliyor..  
Buraya da Avene'den 2, Bioderma'dan bir krem eklendi çekilişlerle ve Clinique Moisture Surge sonunda bitti.. Setle çıkmıştı ve kız normalin 10 katı nemlendirdiğini çok az kullanmamı söylemişti.. DD gel'den biraz fazla nemlendiriyor bence.. Clinique nemlendiriciler çok çabuk emilip geriye yumuşak bir tabaka bırakıyor ama bence cilt nemlendiğinden değil jel yapısından dolayı böyle.. Zaten numune boyuydu, diğerleri de öyle. Anti Blemish Solutions da bir işe yaramayınca artık Clinique'e para vermem.. 60 lira civarı bir para veriyorsunuz, her seferinde başka seriden ürün tavsiye ediyorlar ve ürün amacına hizmet etmiyor.. Anti blemish cildimi yakıyor, nemlendirmesi az ve aknelere bir etkisi yok, kızarıklıklardan kasıtları damar çatlamalarıysa onun için biraz spf içermesi gerekmez mi? :)
Olay ve Avene'den memnunum yine.. En alttaki yeşil olan Oriflame göz kremi, yaşıma göre büyük ama özellike almıştım yapısı güzel.. All abaout eyes rich'e henüz kıyamadım :)
Bitenler yazılarınızda ve videolarda en çok duş jeline ve şampuana özeniyorum. Çünkü ben banyoda ürünlerimi tek başıma kullanıyorum ve bitmiyor arkadaş :) Öyle bir avuç dolusu şampuan falan kullanamam, kolay köpüren liflerden kullanınca duş jeli de bitmiyor. Özellikle Bilgen'i izlerken kopuyorum, kendi kendime "sen o saç kremini daha 2 video önce almadın mı anacım?" replikleri yükseliyor :D
E bitmiyorsa niye bitmeden alıyorsun, ıslak kaldın da duş jeli verenin mi olmadı? Ahh bu indirimlerin gözü kör olsun..
Bunlardan yalnızca biri alüminyum içermiyor sanırım Nivea Natural olan, onu tavsiye edebilirim. Neyse en azından bunlar farklı türlerdenmiş :) 
 TBS bana çok sağlam kazık atmış olabilir.. Yılbaşı indiriminde aldığım butterlar arkasındaki etiketi kaldırınca 2007-2008 falan yazdığını gördüm. Vanilla bliss zaten yılbaşı serisi olduğu için onda 2012 yazıyor. Üretimlerinin başladığı tarih diye düşünmek istiyorum.. Firmaya mesaj attım ama henüz bir yanıt alamadım.. 2007'den beri hiç mi Moroccan Rose satmadınız arkadaş? :s Bu da mantıksız geliyor ama anlamadım gitti.. Shea'yı bitirdim ama belki iade alırlar diye yenilerine geçmedim. 4 ay sonra ne iadesiyse ne bileyim sinir oldum zaten!
Body Care&Spa peeling ve vücut kremini ayıla bayıla kullanıyorum, kokusu çok tatlı. Duş jelini henüz açmadım.. Gratis %40 indirimiyle çok ucuza geliyorlar.. Parabeni falan yok..
Pretty Promise kokularına aşığım ama hiç kalıcı değil.. Film izlerken ellerime sürüp kafayı buluyorum! :D Koku fetişisti diye bir şey var mı ki? Yakında ondan olurum herhalde :)
Vaseline'den nefret ettim! Zaten bi milyon çeşit paraben içeriyor ve yoğun çikolata kokusuna rağmen plastik kokusu alıyorum bu üründen! Aslında yapısı, yoğunluğu çok güzel ama kullanamayıp evdekilere devrettim..
 Neutrogena'ları beğeniyorum ama fazla yapış yapış gelmeye başladı Watson's ve Rossmann cicilerini kullanıyorum hafif yapılı, hemen emiliyor ve gayet yumuşatıyor olmaları hasebiyle tercih sebebi.. Isana Q10, UV filtreli ayrıca..UV demişken lazeri hatunum, bana kollarına iyi bak dedi çıkarken :D Hiç kollarına iyi bak diyenim olmamıştı! :D
Bu tip kremler de genelde ev halkının kullanımında. Doa melisa krem çok beğeniliyor ama ben beğenmedim açıkçası.. Fazla deterjansı geliyor bana kokusu.. Dermokil ve minişleri seviyorum. Oriflame'den kuzenlerime satmıştım, bunu da çekilişe koydum açmadığım için yapısını bilmiyorum..
Körperbutter beğenmedim çok katı.. (Rossmann'dan)

Kozmetik stoğuna hiç girmedim bile gördüğünüz gibi çok uzun bir yazı oldu zaten.. Daha önce bunların bir kısmını paylaşmıştım mim'den önce çekilmiş fotoğraflar ve evlenicem ben hayalleriyle abartılmış alışverişlerden.. Kocadan bir şey istememek için şimdiden almak gibi salak bir düşünce içindeydim, bizim iş uzayınca artık ufaktan açıp kullanmaya başladım :)) Makyaj bazlarıma bile kıyıp kullanmaya başladım! :D
Aslında biraz sıkıcı bir yazı gibi görünse de hem kısa fikirler vermek istedim. Hem de bu yazı burada dursun içinden bakıp bakıp ikinci çekiliş için ciciler seçeyim :) Alınacakları aldım zaten.
Çoook canım sıkılıyor a dostlar, sizi de sıkmadan hooop kaçtım ben!
Olan var olmayan var diyerek kimseyi mimlemiyorum :)
(E o zaman ne bu kadar gösterdim hıyartocum :s)
*Bu yazıda kesin yazım hatası vardır ama bu saatte bulamadım...

7 Nisan 2013 Pazar

Adana Buluşması Hatırlatma..

Buluşmaya blog yazmayanların da katılmasını çok istiyordum, etkinliği düzenleyen sevgili arkadaşımız da aynı şeyi düşünmüş. Hatta bildiğiniz Adanalı bloglar varsa onlara da yorum bırakarak paylaşabilirsiniz..
Adanalı arkadaşlarla tanışıp, alışverişlere, gezmelere gitmeyi çok istiyorum :)))
13 Nisan Saat: 13:30'da Mono Cafedeyiz
Ayrıntılı bilgi için yorum bırakabilir, Pembe Dünyam bloguna yorum bırakabilir ve katılacaksanız rezervasyon için arkadaşımıza mail atabilirsiniz. İkramların 20 lira olacağını hatırlatmış olayım..
e.saglam01@gmail.com

6 Nisan 2013 Cumartesi

Rossmann, Watson's Alışverişi


 Rossmann'da hiç bitmeyen mum yapmışlar hemen aldık :) dörtlü paketin fiyatı 1,79'du, vanilyalı mum 1,20 utanmasa diğerinden daha pahalı olacak :))
Vanilya ve tatlı kokulara kafayı taktım. Sandalağacı, misk gibi sakin kokuları severken alışkanlıklarım değişiyor, gerçi bunlar yanınca BBW kadar etkili kokular salmasa da olsun :)
Essence koleksiyonlarından kalanlar ve bazı farlarda indirim vardı, bu yüzden ikişer tane aldığım ürünler oldu. Çünkü çekilişe eklediğim bir nemlendiricinin koruma bandı olmadığını fark ettim, yerine başka bir şey ararken alışverişi abartınca yeni bir çekiliş düzenlemeye karar verdim, nitekim pek popüler markalar kullanmayınca ilgi görmedi zavallı çekilişim :)
Essence stays maskara ve kalemlerin beğenildiğini okumuştum ama dolaplardan maskara taştığı için almayı düşünmüyordum. Kalemin gövdesi plastik ve çevirmeli değil, nasıl açılacak ki bu? merakından aldım.. Hem de koyu grileri far olarak, kalem, eyeliner her türlü seviyorum ;) Sürümü gayet rahat, kalıcılığı zorlayıp parmağımla gözümü ovuşturuğumda biraz bozuldu, tabii bunda yağlı göz kapağı sendromunun da etkisi var..
Far ve pigmentler 3,49 stays göz kalemi 4,95...
Color Tattoo'nun Pink Gold rengini Rossmann'da bulamayınca Watson's'a girdim, pek zeki kızları henüz gelmediğini söylediler.. Ama en arkaya saklanmış olarak buldum kendisini, artık benim :) Rimmel Apocalips'i indirimsiz almamak için çok direndim ama Watson's'tan alacak pek bir şey bulamadığım için gelmişken alayım dedim.. Luna rengini seçtim ben de ama gözüm daha "nude" olanında kaldı. E o zaman onu niye almadın di mi? Zaten bilimum şeftali tonu benim yüzümde ve dudaklarımda hayatta şeftali durmuyor, bunu da pek beğenmedim. Ancak çok az dokundurup parmaklarımla dağıtınca doğal durdu.. Dudak ürünü diyetine gönül rahatlığıyla girebilirim artık :)
El kreminin aloe veralısını kullanıyorum, bu kokuyu da çok sevdim çekiliş için aldım. İlk çekiliş çabuk bitsin diğerini yapalım :) İlkine katılmak için tık..
Biraz çatlamış ve bozuk görüntüsü vardı çok sinir oldum :( Ama rengi çok güzel hemen affettim :)
Bu ayki %30 Maybelline indirimi ile 11 liraya geldi...

1 Nisan 2013 Pazartesi

NYX Lip Gloss Palette-The Perfect Everyday Colors

Bütün yaz Amazon'da NYX ürünlerine bakıp iç geçirdikten sonra yaz sonunda Douglas mağazasında kendimi NYX standına atabildim :)
Bir far bir de gloss paleti almıştım. Gloss'tan ziyade ruj gibi kullanılabilmesini umut ediyordum, nitekim öyle oldu..
Islak görünümlü, kremsi bir ruj gibi gayet iyi renk veriyor.
Dudak parlatıcılarına göre daha pigmentli olmasına rağmen, dudakta bir ağırlık ya da yapışıklık hissi yaratmıyor.. 

İçinde küçük bir dudak fırçası var, hiç denemedim ama böyle bir paleti evde tutup kendi dudak fırçanızla kullanmak daha mantıklı olsa da seyahate götürmek için de çok ideal.. 4 doğal ton ve 1 pembe tonuyla her makyaja çok uygun.. 
Altına dudak kremi kullanmadan gayet parlak bir bitişi var fakat biraz çizgileri belli ediyor, soyulmalar varsa onları daha çok belli ediyor..
NYX paletler sert plastikten olmasına rağmen çok kolay çiziliyor, far paletinin kutusu olmasına rağmen aşındı. Yine de aynalı ve yeterince şık bir ambalaja sahip.
Yine de çok ayar olduğum bir konu var ki Coastal Scents, Elf, NYX gibi markalar uzak doğu menşeili. Sanırım NYX'in Çin'de üretilen ürünleri de var, bu Tayvan'da üretilmiş. Hepsi "cruelty free" olduğunu yani hayvanlara eziyet edilmediğini, hayvanlar üzerinde test edilmediğini iddia ediyor. Fakat carmine içeriyor!!
Test etmeden hayvanı ezip, pigmentlerini alıp çıkıyorlar sadece...
Fiyatı 30 küsurdu sanırım.. Aslında rujlarından istiyordum ama bu daha uygun gelmişti..