4 Mart 2012 Pazar

Ev Yapımı BB Krem ve Diğer Çözümler

Bu daha önceden yaptığım bir karışımdı. BB krem tanıtan ve yurtdışından getirttiğini söyleyip çok miktarda para isteyen arkadaşlara inat geliştirdiğim süper kremim :))

Çok basit!! Nemlendirici özelliği çok iyi olan, çok kolay sürülüp dağıtılan Babor güneş kreminden bir tutamını eski bir fondöten şişesine sıktım. Güneş kremini çok fazla kullanmadım fondötenin 1/3 ü kadar ancak vardır ancak kremim oldukça akışkan olduğu için çok kolay uygulanan, güneş korumalı hafif bir BB krem elde etmiş oldum. 

Bu fikir birçok blogger arkadaşa tuhaf gelebilir kullandıkları ürünlerden çok memnun olabilirler. Ama gördüğüm kadarıyla özellikle tanıtım yapan kişilerin çok fazla kozmetik ürünü var ve bu kadar fazla alıp kurudu diye atılan ürünlere çok karşıyım. Normal insanlar günlük hayatında çok fazla fondöten pudra kullanmaz mesela ve en çok elde kalan ürünler de bunlar olur. Tamam bozulan ürüne yapacak bir şey yok ama örneğin kuruyan bir maskarayı çok kolay canlandırabiliriz. 
Zaten gözden çıkardığınız ürünleriniz varsa bu tip denemeler yapabilirsiniz. Kuruyan maskaralarımın içine bir damla su damlatıyordum önceden şimdi fırçasına iki üç damla gül suyu damlatıyorum ve kutuya birkaç kez batırıp çıkarıyorum. Gül suyu yapımında deiyonize su kullanıldığı için bunu denedim ama musluğun altında fırçayı ıslatsanız da aynı işi görecek sonuçta. Renk verdiğini hiç görmediğim yeşil maskarımı bu yöntemle canavar gibi yaptım. 
Bir de ojelerime aseton damlatma işi var ama sedefli ojeleri bozduğunu gördüm. (Asetonlarınızı asla açık bırakmayın çünkü kaldıkça içinde yeterince sıvı olduğunu düşünseniz bile aynı miktarda aseton aynı işi görmüyor aseton uçup sıvısı kalıyor yani)
Ve tabii ki bu iki yazı da da söylediklerimi çok gözden çıkardığınız ürünlerle kullanın :)

Yapılası Far Bazı

Ben yaptım siz yapmayın... Ya da yapın tam karar veremedim, ortalığı biraz batırdım da :) Genel amaçlı bir far bazı o da olmadı kapatıcı yaptım. Benzerleri başka bloglarda da var ama benimki biraz elde kalan malzemeyi değerlendirme çabası oldu. 
Gelin olmuş gidiyorum projesi başlattım evde. Hatırladığım kadarıyla daha eski olan her şeyi göz önüne koydum kullanmak için. Bunu pek çok blogger yapıyor ama bu benim senelerdir yapmaya çalıştığım ve muktedir olamadığım bir şeydi. Bu bağlamda 10 senelik tütsü, 8 yıl önce üretilen saç bakım yağı falan buldum. :D Şaka gibi ama gerçek aldığım pek çok ürünü kullanmaya kıyamıyorum ya da kıydıklarımla da üşendiğim ya da unuttuğum için senede bir kaç kez karşılıyorduk :D 
Yüz peelingini vücut peelingi olarak kullanmak, el nemlendiricilerini elimi korkak alıştırmadan kullanmak gibi çözümler getirdim :)

Gelelim yapılmasında sakınca olmayan, yapılmasa da olur hadiseye; efenim vakti zamanında yoğun akne sorunu yaşarken hormon tedavisine başladığım ve fazla gerek kalmadığı ve bu süreçte yine kıyamadığım :D salyangoz kremimi döktüm ve cam kavanozu bi gün bir yerde kesin lazım olur diye yıkadım. Bu sefer bunla bir şey yapmalıyım güdüsü dürtüklemeye başladı. Ve kendi kapatıcımızı yapma fikrini hatırladım bunun içinde fondöten, krem ve pudranın dışında rengi koyu olduğu için kullanmadığım stik kapatıcıyı da karışıma ekledim. Sonuçta katı malzeme olduğu için karıştırmak çok zor oldu. Göz kremi kavanozunda filan sanırım daha kolay olur. 

Kendime torpil yapıp içine buğday yağı da ekledim. Buğday yağı çok iyi bir nemlendirici ve E vitamini kaynağı saç ve cilde çok iyi gelir. Buna rağmen o da ihmal ettiklerim arasındaydı. Hatta o derece ihmalkarım ki blogu açarken kozmetikle ilgili yazmayacağım dememe rağmen bu yazıyı yazmadan duramadım :)
Efendim sonuç olarak kompakt pudrayı kazıyarak toz şeklinde ekledim, fondöten, yoğun yapılı güneş kremi, yoğun vücut kremini karıştırdım. Ve ilk defa dibini gördüğüm bir stik oldu :) Rujlarım bile tam bitmeden atmışım hep. Gördüm ki içinde çevirme yerinde çok fazla ürün kalıyormuş tamamını kullandım kapatıcının. 

Çıkan sonuç yine cildimden koyu renk olsa da hakkı yenmeyecek bir far bazı oldu hem de 30 spf :D Çok soluk bir farı tüm ışıltısıyla yansıttı ve koyu olmasına rağmen renk vermeyen farları da iyi yansıttı. Yani amaç her far bazının yaptığını mutfağımızdaki malzemeyle yapmak oldu :)





Son fotoğraftaki ışıltının altında hiç görünmeyen aslında açık yeşil far :D Fotoğrafa bu kadar yansıdı gerçeği de pek farklı değildi :))

27 Şubat 2012 Pazartesi

Kozmetik Kutuları !?

Moda ve kozmetik blogger'larının çoğu vlogger'a dönüştü. Kendi çekimlerini yapanlara artık yeterince alıştık da bir de özel fotoğrafçısını kaptığı gibi belli bir konsept çerçevesinde mağazalara, mekanlara falan gidip çekim yapanlar var. Çok fazla takipçim olmadığı için henüz bilemiyorum fakat blog gerçekten bu kadar reklam getirisi olan bir şey midir?
Bazı markaların satışında gerçekten blogların ciddi payı olduğunu düşünüyorum, fakat bu en nihayetinde ölçülebilir bir oran değil ve tarafsızlık tartışılır. Bu bakımdan markaların bloggerlara ücretsiz ürün göndermesini pek uygun görmüyorum. Ücretsiz gönderilen ve reklamını yapmanız beklenen bir ürünü ne derece bağımsız inceleyip fikrinizi sunabilirsiniz ki? Özellikle aylık kozmetik kutularının tanıtmını yaparken ürünün adını her kullandıklarında linklerini de verip üye olmayı teşvik ediyorlar. Peki iyi güzel... Ben şimdi burada olumsuz fikrimi söylesem ne yaparlar acaba? Şiddetle nefret ettiğim bir kutunun üyeliğini iptal ettim ve bozulmuş olarak gelen ürünler için şikayet maili yazdım ve tüketici derneklerine şikayet ettim. Hemen ilk iş günü, firmanın sosyal medya tanıtımını yapan bayan aradı ve çok şaşırdıklarını ilk kez böyle bir şikayet aldıklarını söyledi ve şikayetimi bildirdiğim için mutlu da oldu. Ee şimdi ne yapalım size ücretsiz bir kutu göndereyim türünden konuştu.... Yani hata ve sorumluluk, ürünü gönderen markadaymış... Benim derdim o ürün değildi, zaten mini minicik bir üründü bozuk olsa nolur olmasa nolur? Fakat bunu bir çeşit dolandırıcılık olarak görüyorum. Binlerce kadına ulaştılar internetten ve herkes nasıl bu kadar uygun satabiliyorlar diye düşünürken şunu öğrendim ki- en azından o firma için öyleymiş- kutuların içindeki ürünler satın alınmış ürünler değil, her biri firmalar tarafından gönderilen tanıtım boylarıymış ve diğer ülkelere nazaran bizim ülkemizde bu kutuların biraz daha pahalı olmasının sebebi de zaten ülkemizde fazla promosyon ürünü temin edilemiyor olmasıymış. Velhasıl oturup şöyle kaba bir hesap yapılırsa, bu tarz firmalar sadece kargo hizmeti veriyor, tanıtım ürünü yollayan markalar kendi reklamını yapmış oluyor ve tek masraf gideri paketleme, kargo ve insan emeği oluyor.....
O kutunun tanıtımını yapan bazı bloggerlara yorum bıraktım- zira bu ay o kutuyu tanıtan pek fazla kimse de olmadı. Kişisel sorumluluğum açısından da bu yazıyı yazdım. Yazı yazdırmak için kutu sunan zihniyet bana da susturmak için aynısını yaptı sonuçta. Bu yazı kaç kişiye ulaşır bilemiyorum ama zaten pek çoğunuz bu kutulardan denediniz ve fotoğraflı tanıtımları internette yeterince var, bunları inceleyerek doğru karar vereceğinize inanıyorum. Bana önümüzdeki ay kutu gönderilirse gerçekten büyük bir merakla bekliyor olacağım ürünlerin kalitesini.....


(iyi ya da kötü reklamlarını yapmamak için firma ismi belirtmiyorum, eğer bunu tamamen kötü niyetle yaptılarsa kendi vicdanlarına kalmıştır zaten?)