4 Mart 2012 Pazar

Yapılası Far Bazı

Ben yaptım siz yapmayın... Ya da yapın tam karar veremedim, ortalığı biraz batırdım da :) Genel amaçlı bir far bazı o da olmadı kapatıcı yaptım. Benzerleri başka bloglarda da var ama benimki biraz elde kalan malzemeyi değerlendirme çabası oldu. 
Gelin olmuş gidiyorum projesi başlattım evde. Hatırladığım kadarıyla daha eski olan her şeyi göz önüne koydum kullanmak için. Bunu pek çok blogger yapıyor ama bu benim senelerdir yapmaya çalıştığım ve muktedir olamadığım bir şeydi. Bu bağlamda 10 senelik tütsü, 8 yıl önce üretilen saç bakım yağı falan buldum. :D Şaka gibi ama gerçek aldığım pek çok ürünü kullanmaya kıyamıyorum ya da kıydıklarımla da üşendiğim ya da unuttuğum için senede bir kaç kez karşılıyorduk :D 
Yüz peelingini vücut peelingi olarak kullanmak, el nemlendiricilerini elimi korkak alıştırmadan kullanmak gibi çözümler getirdim :)

Gelelim yapılmasında sakınca olmayan, yapılmasa da olur hadiseye; efenim vakti zamanında yoğun akne sorunu yaşarken hormon tedavisine başladığım ve fazla gerek kalmadığı ve bu süreçte yine kıyamadığım :D salyangoz kremimi döktüm ve cam kavanozu bi gün bir yerde kesin lazım olur diye yıkadım. Bu sefer bunla bir şey yapmalıyım güdüsü dürtüklemeye başladı. Ve kendi kapatıcımızı yapma fikrini hatırladım bunun içinde fondöten, krem ve pudranın dışında rengi koyu olduğu için kullanmadığım stik kapatıcıyı da karışıma ekledim. Sonuçta katı malzeme olduğu için karıştırmak çok zor oldu. Göz kremi kavanozunda filan sanırım daha kolay olur. 

Kendime torpil yapıp içine buğday yağı da ekledim. Buğday yağı çok iyi bir nemlendirici ve E vitamini kaynağı saç ve cilde çok iyi gelir. Buna rağmen o da ihmal ettiklerim arasındaydı. Hatta o derece ihmalkarım ki blogu açarken kozmetikle ilgili yazmayacağım dememe rağmen bu yazıyı yazmadan duramadım :)
Efendim sonuç olarak kompakt pudrayı kazıyarak toz şeklinde ekledim, fondöten, yoğun yapılı güneş kremi, yoğun vücut kremini karıştırdım. Ve ilk defa dibini gördüğüm bir stik oldu :) Rujlarım bile tam bitmeden atmışım hep. Gördüm ki içinde çevirme yerinde çok fazla ürün kalıyormuş tamamını kullandım kapatıcının. 

Çıkan sonuç yine cildimden koyu renk olsa da hakkı yenmeyecek bir far bazı oldu hem de 30 spf :D Çok soluk bir farı tüm ışıltısıyla yansıttı ve koyu olmasına rağmen renk vermeyen farları da iyi yansıttı. Yani amaç her far bazının yaptığını mutfağımızdaki malzemeyle yapmak oldu :)





Son fotoğraftaki ışıltının altında hiç görünmeyen aslında açık yeşil far :D Fotoğrafa bu kadar yansıdı gerçeği de pek farklı değildi :))

27 Şubat 2012 Pazartesi

Kozmetik Kutuları !?

Moda ve kozmetik blogger'larının çoğu vlogger'a dönüştü. Kendi çekimlerini yapanlara artık yeterince alıştık da bir de özel fotoğrafçısını kaptığı gibi belli bir konsept çerçevesinde mağazalara, mekanlara falan gidip çekim yapanlar var. Çok fazla takipçim olmadığı için henüz bilemiyorum fakat blog gerçekten bu kadar reklam getirisi olan bir şey midir?
Bazı markaların satışında gerçekten blogların ciddi payı olduğunu düşünüyorum, fakat bu en nihayetinde ölçülebilir bir oran değil ve tarafsızlık tartışılır. Bu bakımdan markaların bloggerlara ücretsiz ürün göndermesini pek uygun görmüyorum. Ücretsiz gönderilen ve reklamını yapmanız beklenen bir ürünü ne derece bağımsız inceleyip fikrinizi sunabilirsiniz ki? Özellikle aylık kozmetik kutularının tanıtmını yaparken ürünün adını her kullandıklarında linklerini de verip üye olmayı teşvik ediyorlar. Peki iyi güzel... Ben şimdi burada olumsuz fikrimi söylesem ne yaparlar acaba? Şiddetle nefret ettiğim bir kutunun üyeliğini iptal ettim ve bozulmuş olarak gelen ürünler için şikayet maili yazdım ve tüketici derneklerine şikayet ettim. Hemen ilk iş günü, firmanın sosyal medya tanıtımını yapan bayan aradı ve çok şaşırdıklarını ilk kez böyle bir şikayet aldıklarını söyledi ve şikayetimi bildirdiğim için mutlu da oldu. Ee şimdi ne yapalım size ücretsiz bir kutu göndereyim türünden konuştu.... Yani hata ve sorumluluk, ürünü gönderen markadaymış... Benim derdim o ürün değildi, zaten mini minicik bir üründü bozuk olsa nolur olmasa nolur? Fakat bunu bir çeşit dolandırıcılık olarak görüyorum. Binlerce kadına ulaştılar internetten ve herkes nasıl bu kadar uygun satabiliyorlar diye düşünürken şunu öğrendim ki- en azından o firma için öyleymiş- kutuların içindeki ürünler satın alınmış ürünler değil, her biri firmalar tarafından gönderilen tanıtım boylarıymış ve diğer ülkelere nazaran bizim ülkemizde bu kutuların biraz daha pahalı olmasının sebebi de zaten ülkemizde fazla promosyon ürünü temin edilemiyor olmasıymış. Velhasıl oturup şöyle kaba bir hesap yapılırsa, bu tarz firmalar sadece kargo hizmeti veriyor, tanıtım ürünü yollayan markalar kendi reklamını yapmış oluyor ve tek masraf gideri paketleme, kargo ve insan emeği oluyor.....
O kutunun tanıtımını yapan bazı bloggerlara yorum bıraktım- zira bu ay o kutuyu tanıtan pek fazla kimse de olmadı. Kişisel sorumluluğum açısından da bu yazıyı yazdım. Yazı yazdırmak için kutu sunan zihniyet bana da susturmak için aynısını yaptı sonuçta. Bu yazı kaç kişiye ulaşır bilemiyorum ama zaten pek çoğunuz bu kutulardan denediniz ve fotoğraflı tanıtımları internette yeterince var, bunları inceleyerek doğru karar vereceğinize inanıyorum. Bana önümüzdeki ay kutu gönderilirse gerçekten büyük bir merakla bekliyor olacağım ürünlerin kalitesini.....


(iyi ya da kötü reklamlarını yapmamak için firma ismi belirtmiyorum, eğer bunu tamamen kötü niyetle yaptılarsa kendi vicdanlarına kalmıştır zaten?)

28 Aralık 2011 Çarşamba

PCOS'lu Yaşam...

Polikistik Over ve Polikistik Over Sendrom bir çoğunuzun da duymuş olabileceği gibi artık çok yaygın günümüzde. Ben de lise çağlarımdan beri yaşadığım bu sorunla ilgili bildiklerimi ve başıma gelenleri sizlerle paylaşmak istedim.
Bu hastalık kesin bir tedavisi olmayan, farklı ilaçlar kullanılmasına rağmen tümüyle iyileşemeyen bir durum. Bu yüzden bu hastalıkla ya da sendromla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. Yumurtalıklarınızda sıvı kist oluşumunun yanında, hirsutizm(tüylenme), adet düzensizliği, cilt sorunları gibi polikistik over'a bağlı ikiden fazla belirtiniz varsa bu sendrom olarak adlandırılıyor. Özellikle ülkemizde düzenli kontroller olmadığı için kadınlar bu durumu bir adet düzensizliği ya da yoğun akne sebebiyle doktora gittiklerinde öğreniyorlar. Ve ilk anda "kist" kelimesi korkutucu geliyor. Sizinle gerçekten ilgilenip bilgi verebilecek bir doktor bulabilmeniz çok zor ülkemizde. Çoğunlukla ilacı eline verip gönderiyorlar. Ben kendi deneyimlerimi, şimdiye kadar gittiğim doktorların görüşlerini ve internetten yaptığım araştırmaları aktaracağım. 
Benim polikistik over sendromu maceram, pürüzsüz ve bembeyaz bir yüzüm olmasına rağmen ve ergenliğimde bile sivilce sorunu yaşamamama rağmen 17 yaşında çene bölgemde artan akneler için cildiyeye gitmemle başladı. Doktorumun kadın doğum konsültasyonu istemesine çok şaşırmıştım ama şimdi biliyorum ki akneler için yüzü temiz tutmak, yağlı tuzlu yememek gibi şeyler neredeyse hikaye. Bu tamamen hormonal denge ve cilt sağlığına bağlı. Bu sebeple endokrin uzmanları, kadın doğum uzmanlarına gitmekten utanmayın. Çoklu bir tedaviye ihtiyacınız olabilir. 
Piyasadaki mevcut tüm ilaç türevlerini kullandım sanırım. Doğum kontrol ilaçları, metformin, anti androjen vs... Son olarak düşük hormon içerikli Belara doğum kontrol ilacını kullandım. Ve bu ilaçların neredeyse tamamı kullanmayı bıraktığımda eskisinden daha düzensiz adetlere neden oldu. :s 
Asıl anlatmak istediğim konu şu; artık bu tür ilaçlar kullanmıyorum tabii ki yine doktor tavsiyesiyle. Bu hastalığın ilaç tedavisini her yerden öğrenebilirsiniz ama öğrenmemiz gereken nasıl yaşamamız gerektiği. Artık sadece prolaktin hormonum yine yükseldiği için doğal bir ilaç kullanıyorum. Ve yazımın başında da söylediğim gibi, polikistik over bizi ne evlenince ne de çocuk yapınca terk ediyor. Bunların tamamı hurafedir... Evlenmeyle bunun ne gibi bir ilgisi olabilir ki zaten.. Bu bünyemizin oluşturduğu, kalıtsal etkenleri kanıtlanmamış, çok farklı sebeplerle oluşabilen bir hastalık ve yaşam kalitemize doğrudan bağlı. Ben şu sıralar pek uygulayamasam da doktorumun tavsiyesi şöyle; günde 1 saat tempolu yürüyüş, diyete dikkat edip sınırsız salata yemek, düzenli uyku, (hormonların düzenli salınımı için karanlıkta ve saat 23'ten önce uyunmalı) mutlu ve pozitif olmak. :) Yani aslolan tedavi şekliniz değil yaşam biçiminiz.
Gelelim işin benim için en olumsuz kısmına. Uzun süre bu tarz ilaçlar kullandığım için doktorum meme USG istedi. Ve sonuçta 1 solid kitle ve yoğun fibroglandüler parankim dokuda olduğu görüldü. :s Bunların ne demek olduğunu şu an pek bilmiyorum ama solid kitle nedeniyle yeterince tırsıyorum :s Yarın genel cerrahi randevum var ve diğer doktorun tavsiyesi üzre ince iğne biyopsisi yapılıp yapılmayacağına karar verilecek. 
Kadın hastalıkları diyince gizlenip saklanan utanılan bir konu olarak görülüyor ne yazık ki ülkemizde. Yaşadığım üzüntüyü anlatmak için değil farkındalık yaratmak için yazdım bu yazıyı. Bunu herkes yapıyor ama insan kendi yaşadığı bir şeyle daha içten olur bence. 
Hiçbir belirti göstermeden ilerleyebilecek pek çok hastalık var. Önemsiz gibi gördüğünüz şeylere kendiniz karar vermeyin. Küçük şeyleri dikkatle takip edin. Akıntılar, ben değişiklikleri, kanamalar, cilt rengindeki değişiklikler, mevsimsel değişiklik denilip geçilen her şeyin üzerine gidin. Kendinize iyi bakın :)

**Edit:
Gittiğim genel cerrah ve ultrasound'u elinin ucuyla çeken kadın bir sorun olmadığını söyledi... Ben de sinirlendim bir kitle 3 günde havaya mı uçtu diye ve bununla ilgili bir tedavi arayışına girmedim.
PCOS ile ilgili şu anda hiçbir şey yapmıyorum.. Kilomu sabit tutuyorum ve aslında Glifor içmem gerekirken onu da yapmıyorum! Hormonlarım normal çıkmasına rağmen vücudum testosteronum yüksekmiş gibi davranıp saçlarımı dökmeye vs devam ediyor :s Doktorların etkin bir tedavi sunamayışı, evlen çocuğun olmazsa gelirsin mantığı sürüyor...

Konuyla ilgili bir haber:
http://www.hurriyet.com.tr/saglik/19587817.asp#